Ali Behçet Efendi

Ali Behçet Efendi
(1140/1727 – 1238/1822)

Konya’mızın yetiştirdiği âlim ve arif zatlardan birisi de Ali Behçet Efendi’dir. 1140/1727 yıllarında Konya’da doğdu. Ulemadan Ebubekir Efendi’nin oğludur. Dedesi Hasan Efendi’den ilk tahsil ve terbiyesini tamamladıktan sonra Afyon’a giderek orada Divane Mehmet Çelebi Dergâhı Postnişini anne tarafından akrabası olan, Alâeddin Çelebi’den Mesnevî, Mektubat, Avârif ü’l-Maârif gibi tasavvufî eserler okudu.

Daha sonra medrese tahsiline devam ederek kadı oldu. Muhtelif yerlerde ve bir süre de Ankara’da kadılık görevinde bulunduktan sonra, bu görevinden ayrılarak tekrar Afyon’a döndü. Bu dönemde Alâaeddin Çelebi’ye intisab ederek çilesini tamamladı ve “Sikke” giydi. (Sikke, tepesi başa giyilen kısma nazaran pek az incelen ve boyu, bir karış, üç parmak boyunda olan, dökme keçeden yapılmış, içice geçmiş, iki katlı bir külahtır. Rengi devetüyü rengindedir: Koyu kahverengiye çalar. Daha açık renkte de olabilir, Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlevi Âdap ve Erkânı, İstanbul, 1963, s. 41).

1796 yılında, Mevlâna’nın işareti üzerine Bursa’da bulunan Kadiri ve Nakşibendî Şeyhi, Abdülkadir-i Geylânî soyundan Kerküklü Seyyid Mehmet Emin Efendi’ye intisap ederek ondan, Nakşibendiyye, Kadiriyye, Kübreviyye, Çeştiyye Süttariyye gibi önemli tarikatlardan icazet aldı.

Medrese tahsilini tamamladıktan sonra kadı oldu. Başta Ankara olmak üzere bazı yerlerde kadılık yaptı. Bir müddet sonra bu görevini bırakarak Afyon’a döndü.

Bu sıralarda ünü yayılan Ali Behçet Efendi, Sadrazam Burdurlu Derviş Mehmet Paşa’nın tavsiyesi üzerine II. Mahmud tarafından İstanbul’a davet edildi. III. Selim’in yaptırmış olduğu Üsküdar’daki Selimiye Nakşibendî Dergâhı Şeyhliğine Şeyhi Nimetullah Buhari vefat ettiğinde tayin edildi. Yukarıda zikrettiğimiz tarikatlara mensup olan merhum, daha çok Nakşî şeyhi olarak faaliyet gösterdi. Döneminin önemli devlet adamları, âlim ve aydınları nezdinde büyük nüfuza sahipti. Halet Efendi, Pertev Paşa ve Şeyhülİslâm Turşucuzade Ahmet Muhtar Efendi bunların başında gelir.

Döneminde Mevlevî-Nakşî yakınlaşmasında, tarafların kaynaşmasında önemli bir yeri olan Ali Behçet Efendi, ölümüne kadar irşad görevini sürdürdü. İstekli talebelerine tefsir, hadis, fıkıh, Mesnevî ve Mektubat gibi eserler okuttu. Pek çok talebe yetiştirdi. Talebelerinden dördünü hilâfet görevi ile görevlendirdi. Büyük oğlu yetişinceye kadar, yerine halifelerinden İbrahim Hayrani Efendi hilâfet görevinde bulundu.

“Göçtü dâvetine didara Cenab-ı Behcet” mısraının delâlet ettiği, 1238 Hicrî yılı Receb’inin yedinci günü vefat eden Ali Behçet Efendi şeyhlik makamında bulunduğu, Üsküdar’da Selimiye Dergahı’nda toprağa verildi.

Ali Behçet Efendi’nin basılan ve basılmayan tasavvufa ilgili pek çok eseri vardır. Behcetü’s-sülûk, Hadikatü’l-ebdâl, Sırrul-mîâd, Risale-î Haliyye ve Rûhaniyye, Divançe, Risale-i Ubeydiyye-i Nakşibendiyye eserlerinden bazılarıdır. Bunlardan son eseri 1260 yılında İstanbul’da basıldı.

Türbesi, Selimiye Dergahı’nın Karacaahmet Kabristanı’na açılan kapısından girince solda, demir parmaklı ve şebekeli kubbe altındadır. Ali Behçet Efendi’nin türbesi önündeki kabir de halifelerinden Nakşibendi Ahmet Hamdi Efendi’ye aittir. (İ.Hakkı Konyalı, Üsküdar Tarihi, s. 2/382)

Ali Behçet Efendi, âlim, arif ve keramet sahibi bir zat olarak tanınmıştır. Adı geçen dergâh, merhumun vefatından sonra harap olmuşsa da sonradan I. Mahmud tarafından genişletilerek yeniden yaptırıldı.

KAYNAKLAR

Mehmet Tahir, a.g.e. s. 1/63-64;
İ. Hakkı Konyalı, Abideleri ve kitabeleri İle Üsküdar Tarihi; İstanbul 1976, s.265;267
Nihat Azamat, “Ali Behcet Efendi” DİA, 1989, s. 2/382;
Mustafa Uzunpostalcı, “Ali Behçet Efendi’’, Konya Ansiklopedisi, 1/184.